Yeni Bir Üçleme: Kocadağ Liriği, Livane Aşevi, Umut Can Erzincan'da
USTA ŞAİR ÂBA MÜSLİM ÇELİK'TEN YENİ BİR ÜÇLEME
Üçleme: Kocadağ Liriği, Livane Aşevi, Umut Can Erzincan'da.
Fotoğraf: Kadir İncesu
KOCADAĞ LİRİĞİ
Ayağımda topuk dikeni
Koğ Tepesi'nin gülü
harfleri titreme tutardı
gölgeye serince şiirimi
mavi ışıkların altındaki
silgi(m) izi
Bakır çalığı kalaycı ustasının
alınteri kimi zaman da, hımm!
ağzı mühürlenmiş guguk kuşu O,
konup göçeBilmezdi Varto'ya
Tuvalden taşan boya
kotaraBilir mi işbu resimdeki
bin yıllardan bu yana zaar
Zamanı yoran saatin yelkovanı mı?
şuncağız akreBi oysa
Soylu bir meşe yarpağı giBi
-KalBini eline al- kıl pranga
kıldan köprü
soylu gölgesinin Güneş'i emzirdiği
envai türlü çiçekleriyle
uçsuz bucaksız Muş Ovası'nda
LİVANE AŞEVİ
Açınca kapuyi
gençliği baBamın
gülümser
gökyüzü dolar
yelpazesiyle içeriye
yağmur ertelenmiş
göğün renginde
çalışanlar, sevgiyi
paylaşıyor sürekli
girip çıkan yâren
leriyle
Bolkepçe! AyBala
büyülü bir sır
dolaşır şuncağız
gün gece ortalıkta
gayri
üzgün, buruk oysa ki
ölüm mü? Öldü diyor
gelecek zamanların
mor menekşe türküsü kalır
bu âlemde
geriye
gülünün geleceği emzirdiği
UMUT CAN ERZİNCAN'DA
Ay doğar na(h)ifçe
gülüşü gül gayrı
baştan ayağa
kadar
tomurcuklu, aşk ile
akıyor Karasu
ahan da
üzerlik takıvermiş
göğsüne! İliç'e doğru
İhanet, inkâr oysa
geçer akçe oldu ah
timsah gözlü kaypak
çağımızda
Güneş, doğuşu ivedi
öpersem işBu tomurcuk
değer yarama
taş, torpağ, zamanın
ruhu
Beni görürseniz dostlar, hu,
selamım var şuncağız O'na
deyin, Ergân Dağı'nda ışıyan kar
gonca gül içinde ah ki
kararsız yeis ile
tabanca
çiriş çiçeklerinin Güneş'i
Emzirdiği
Âba Müslim Çelik






