Usta Şair Âba Müslim Çelik'ten Yeni Bir Üçleme
USTA ŞAİR ÂBA MÜSLİM ÇELİK'TEN YENİ BİR ÜÇLEME
Usta şair Âba Müslim Çelik, üç yeni şiiriyle Satır'da.
YÖRÜMEK LİRİĞİ
Dünya ko’maz bizi bize
durma, düşersin! deyip de
yörüdükçe
Eklemlerde işBu yaşam
sürülse gelir O, an
dayanırız kırbaç yarasına
yörüdükçe
Sevi, bizden önce ileriye
kazanılmıştır cümle şeyler
tin tin düşer peşimize
yörüdükçe
İçimizde akar gider yol
durunca durur oysa ki
bir küçücek öpü kondurur
hoh’larsam açar ayna
halk(k)a açılmağa
yörüdükçe
gülünün şiiri emzirdiği
SAKLI BAHÇE
Eyi bak, şu
yaratığa
sesi leylak
oysa
Dedim, adıy ne kız?
çıkarıp görsetti tastamam
Aaa, -kalbi güvercinli-
Mihribaan! Can bu zaar
şuncağız
İşBu cevabım mı? Berrak
"Ağlayan nar, gülen ayva"
olmak isterem
bundan böyle
oldu
dedim, "taş da çürür!"
Aşk mı? Âşkabat'da
bir başka öz(ü)gür
dedi
dedim, nece dolu
daneleri gördüm de
biri öbürüyle sürekli
kakışan handiyse
dedi, çiğle dolar
gönül kılıfları
kördür gözü
aşk gibi bergüzar
dedim, acı bir
kök mü var?
Ünü torpağın
altında
dedi, Güneş ananın
bol ışıklı südü
uzar sonsuza denli
ölümsüzlüğe öykün
öykün
meden hemi
dedim, 'Bülbül acı duymaz
dalınca ötmeye
Hep aynıdır şarkısı
dilinde çünkü'
dedi, bir ateş ki
içerimin içselinde
lir yalanız, ağlak
sürekli çalınan ve
dedim, pirinç tanesi
üstüne yazılan şiir
döne döne nefes ile
zor zar
gülünün Güneş'i emzirdiği
KARAKÖPRÜ'DE NAR BÜLBÜLÜ
üzünç içince
ö(r)tüşür
gün yeliynen
leke tutmaz işBu
ürüyası karBeyaz
efil efil ve
yorgun Güneş, huu
erenler! Bir tül gibi
sarar ruhumu
en önde
mürver çiçekleri
gölge tozları mı?
kısık gülde sır
Bıldır üşüşen yağmur,
kar işliyor şaire
öpersem oğulotu
değer yarama!
Gülünün geç gelen O,
mevsimi emzirdiği
umutsuz bir şarkı ile
Âba Müslim Çelik












